ne lise ne üniversite. arada kalmış, her şeyin hem son hem başlangıç olduğu garip bir yıl. sevinmek için erken, üzülmek için sebep çok, ne hissedeceğini bilememek ise tam olarak bu.
-
-
bu konuyu yaşamamış yoktur aramızda. ortak bir his.
-
lise son herkesin söylediğinden farklı. ne en iyi ne en kötü. sadece en yoğun. sabah okul, öğleden sonra dershane, akşam tekrar. bunu kaldırabilmek için yorgunken de çalışmayı öğrenmek lazım.
-
lise son 9 ay sürer. ben her ayın kaç saat ders çalışacağımı önceden hesaplamıştım. ocakta hedeflerin gerisine düştüm, şubatta telafi ettim, marta denk geldim. sınıf psikoloji değil matematik gibi hissettiriyor, ama matematik değil.
-
lise son sınıf bir pazarlama ürünü haline geldi. 'son bir yıl', 'son şansın', 'hepsini bu yıla ver' diyorlar. bir yıl yetmezse ne olur diye soran yok. yetmeyebilir, bu da normal.
-
lise son bitmeden bitirmek istiyorsun. ama bitmesini de istemiyorsun çünkü sınav var. bu çelişki çok yorucu. en iyi çözüm: sınavı geçirmek. ondan sonrası zaten çözülüyor.
-
lise sonda geometri konuları bitmişti, tekrar vakti. ama tekrar yaparken 'bunu biliyorum' deyip hızlı geçiyorsun ve gerçekten bilmiyorsun. tekrar = baştan çözmek demek, okumak değil.
-
lise sonda biyoloji sevgim arttı, ama sınav biyoloji sevgimi ölçmüyor. doğru soruyu sormayı, hızlı bulmayı ölçüyor. bunları da öğrenmek lazım. sevmek tek başına yetmiyor.
-
lise sonda fizik anlaşılmaz bir derse döndü. aynı formülleri biliyorum ama sorular karmaşıklaştı. bu yüzden lise son fiziği ayrı çalışmak lazım, önceki yılların üstüne değil.
-
lise sonda kimya en yoğun dönemine girdi. elektrokimya, organik, polimer. aynı anda okul kimyası ve yks kimyası. ikisi zaman zaman örtüşüyor, zaman zaman çelişiyor. okul sınavı için öğrendiğim şeyi yks için unutmam gerekti, bu çok tuhaf hissettirdi.