akmayan kitaptır. insanın çözesi gelmez.
-
-
ocakta aldım, mayısta 'yaz tatilinde çözerim' dedim, eylülde kapağını açtım ve kokusu bile çözülmemiş gibi geldi. şu an kitaplıkta dekoratif obje olarak duruyor.
-
aylardır rafta duran konusunda herkes aynı şeyi yaşıyor. sınav döneminin vazgeçilmez ritüellerinden.
-
şubatta aldım, 8 ay oldu. 40 soru çözdüm toplamda. kitap 480 sayfa. şu an raf dekorasyonu. para çöpe gitmedi çünkü raf güzel duruyor.
-
yayınevleri bu durumu biliyor. biz alacağız, açmayacağız, suçluluk hissedeceğiz, yenisini alacağız. döngü bu. onlar için mükemmel bir iş modeli.
-
o kitabı raftan alıp masaya koydum. sadece masaya koymak bile bir adım. sonra ilk 10 soruyu çözdüm. yarın 10 daha. bu kadar. 'tamamlamak' hedefi değil 'her gün biraz' hedefi işe yarıyor.
-
ayt matematik soru bankası. 400 sayfa geometri. 120 sayfaya kadar çözdüm, sonra 'zaten biliyorum' dedim. sınavda 'aslında bilmiyormuşum' anladım. 280 sayfa boşa gitti.
-
fizik soru bankası aldım, mekanik kısmını çözdüm. elektromanyetik bölümü bakmaya korktum, bakamadım. o bölüm sınavda çıktı. o kitapla yüzleşmek 3 ay sürdü, sınavdan sonra sürdü.
-
tarih soru bankası aldım. osmanlı bölümünü bitirdim, cumhuriyet bölümüne geçemedim. osmanlı tarihi uzun, cumhuriyet tarihi farklı bir tempo istiyor. o tempo değişimini yapamadım, kitap orada kaldı.
-
coğrafya soru bankası aldım, türkiye coğrafyasına kadar geldim. dünya coğrafyası bölümüne geçmek bir türlü olmadı. türkiye bitince motivasyon değişiyor, dünya uzak geliyor.